5 Ağustos 2010 Perşembe

OKUMA(Yedek Dosya)

—Üzgünüm.
—Sen konuşabiliyorsun!
—Sus.
—Beni öldürecek misin?
—Sus.
—Bak azmışsan bunu anlarım ama…
—Sus. Hakkımda hiç bir şey bilmiyorsun.
—Sen uzaydan mı geldin?
—Dilinizi fazla bilmiyorum.
—Dilimizi nereden biliyorsun?
—Fazla bilmiyorum.
—Anlıyorum.
—Buna ihtiyacım var. Kokular bana çok acı veriyor. Burada her yer dişi kokuyor.
—Geldiğin yerde dişi yok muydu?
—Vardı. Boyları sizin kadardı. Sesin çok güzel.
—Sağ ol. Şimdi gidebilir miyim?
—Ne? Yat yerine. Yerine yat!
—Bak, eğer istersen yalayabilirim ama…
—Yere yat!
Hayvan Masal’a vurup onu yere düşürdü. Masal ona doğru emekleyip cinsel organı yalamaya başladı. Hayvan organını eliyle büküp bırakınca Masal’ın yüzüne şakladı organ ve Masal tekrar düştü. “İşe yaramaz. Derim çok kalın. Hissetmiyorum. Ne diyorsam onu yap. Ben vahşiyim. İnsanları yerim.” dedi kurtadam. Masal hayvanın kızmaya başladığını gördü ve tekrar eskisi gibi yere yattı. Bacaklarını açtı ve büktü. Bu şekilde işinin daha kolay olacağını düşünüyordu. Doğum yapıp da ölmeyen kadınlar vardı. O da böyle zor bir işin altından ölmeden kalkabilirdi. Elleriyle dış dudakları kenara çekti. “Hazırım.” dedi. Yavaşça yerleşti hayvan. Dış dudakları geçmişti. “Buna ihtiyacım olmasa yapmam.” dedi hayvan. “Lütfen beni öldürme.” dedi Masal korkakça gözlerini kapatarak. Deliği zorladı. Genişleyen delik acı veriyordu. Hayvan 5 cm içerdeydi ama delik de içeri kaçmıştı. İçerde bir şeyler oluyordu. Bu zarın yırtılması gibiydi sadece bütün hisler kat kat fazlaydı. Masal şimdiden ağlamaya başlamıştı; daha içeri girmeden. Hayvan bir anda ittirince vulva yırtıldı. Dış dudaklar da zorlanıyordu. Şiddetli kanama vardı daha şimdiden. Masal da çığlık atmıştı. Gözlerinden yaşlar boşanıyordu. “Ölüyorum!” diye bağırdı. Hayvan “Zor kısmı geçtik.” dedi sadece ve devam etti. Yavaşça içeri girdi ve ileri-geri gitmeye başladı. Çok derinlere gittikçe Masal geri kaçmaya başladı. Bu gıdıklanma gibi rahatsız edici bir his veriyordu. Aynı anda bağıra bağıra ağlıyordu tabi. Hayvan ise kontrolünü kaybetti ve Masal’ı öldürmeye karar verdi. Dibine, rahme kadar soktu. Bunlar olurken, hayvan Masal’ı hunharca sikerken, Masal hissettiği zevk bir yana, zevkin üç katı acı hissediyordu. Zevkin üç katı acı hissetmek tabirini siz anlayamazsınız. Kadıncağız acıdan bayıldı ama bu acı onu ayıltıyordu da. Baygın birisinin kolunu keserseniz ayılır sonuçta değil mi(Hadi deneyelim:P)? İşte Masal hem acıdan bayılıyor hem de acı onu ayık tutuyordu. Kadıncağız kendinden geçmiş bir halde adeta sikile sikile öldü. Hayvan onu öldükten sonra da sikti. İyice boku çıkana kadar sikti ki boku da çıkmıştı. Vajina çok zorlanınca bağırsakları sıkıştırmıştı. Sonra Masal’ı yedi kurtadam. Geriye sadece bağırsak yığını kalmıştı.

Tüm bu olanları hentai izlermişçesine izlemişti Yunus. Sigara kullansaydı keyif sigarası yakardı. Yani o derece. Gerçekten de bir kadının 10 cm çapında bir sike sahip dev bir kurtadam tarafından sikilerek öldürüldüğünü her gün göremezsiniz. Nihayet süre bitti ve evlerine doğru yollandılar. Sezai’nin kırılan tüm kemikleri, ezilen tüm organları iyileşti.

Dört azmış erkek. Dört azmış erkek ne yapar? Birbirlerini sikerler. İkisi yapıyor peki ya diğer ikisi? Dur bakalım öyle mi o?

İskender, Cem’e tavır yapar. Masal gelince hepsi İskender’i siktir etmiştir ve böylece İskender bu gruptan kimseyle sevişmemeye karar verir. Kızları erkekten üstün gören zihniyete kıldır. Kızları da kıskanmakta, düşman olarak görmektedir. Böylece sokaktakilerle sevişir; bizim üçüyle değil. Sezai asexual olmaya karar verir. Gördüğü boku çıkmış Masal ablanın, kurtadam tarafından sikilen cesedi çocuğun psikolojisini bozmuştur. Masal ablası ölmeden önce kusmuştur da. Çok iğrenç ve kanlı bir görüntüdür bu: amından kan fışkıran, götünden yere boklar düşen, ağzı kusmuklu Masal abla. Oysa ablası ona anne şefkatiyle yaklaşmış, herkesi göğüslerine basmış, herkese çok iyi davranmıştır. Ve saldırır.
—HEPSİ SİZİN SUÇUNUZ!!!
—??
—MASAL ABLA ÖLDÜ VE SİZ İZLEDİNİZ.
—Elimizden geleni yaptık Sezai.(Cem)
—Nah yaptınız! Yunus ağbi geri dönmüştü yaratıkla savaşmak için ama sen geri dönmedin! Korktun dimii?
—Elimizden izlemekten başka bir şey gelmiyordu Sezai. Hayvan hiç bir şeyden etkilenmedi. Kan kaybetti ama sadece iki litre falan. Sekiz litre kaybetseydi belki ölürdü. Çok sağlamdı kasları ve kemikleri ve her yeri de kastı zaten. İnanılmaz hızlı hareket ediyordu.

Sezai Yunus’u dinlemiyordu. Dehşet içinde titriyordu. “”Elimizden izlemekten başka bir şey gelmedi.“” İşte bu. Yunus o bina çöküntüsünün içinden çıkmayıp olanları izlemişti. Sezai artık anlamıştı insanları. İnsanlar insan olamazdı. Esra onu nasıl sikişecek kadar umursamıyorsa, bu adamlar da Masal’ı hayatlarını tehlikeye atacak kadar umursamamışlardı ve kadın çığlıklar atarak, kan kaybederek, yaraları daha da derinleşirken ölmüştü. Ve kurt, o da konuşabiliyordu yani aslında o da bir insandı. Sezai bir şey demeden kapıyı kırarak odayı terk etti. Dış kapıya girişmeye götü yemedi ama. Çarparak çıktı. Sigara kullanmıyordu ama başlamak için daha iyi bir zaman yoktu. Yo, aslında intihar etmeliydi. Böyle bir dünyada bu sikik insanlarla yaşayamazdı. Hiç birini yapmadı. Gidip Esra’ya tecavüz etti.
—Burada ne arıyorsun ölü çocuk? Araştırdım, gerçekten de ölmüşsün.
—Seni öldürmeye geldim.
—Saçmalama Sezai, sen bana âşıksın.
—Artık değil!
—Aaa, sen ciddisin.

Kız kaçtı. Az önce onunla her zamanki gibi alay eden, onu umursamayan kız şimdi ona saygı duyuyor ve onu umursuyordu. Sezai kızın önünde belirdi. “Ama sen nasıl? Hııı, hayaletsin sen!!”. Esra’yı itti ve üstüne oturdu. Esra sırt üstü yatmıştı. Sezai onun cinsel organının üstündeydi. Kızın üstüne uzandı. Ellerinden tuttu. Bacaklar birbirine sürtünüyordu. Ve söyledi “Ben neden intihar ettim biliyor musun?”. Kız onu dinliyordu ama sorunun cevabını merak etmiyordu. Kafasını kaldırmıştı. Sanki öpüşmeye hazırlanıyordu. Ve Sezai’yi dudağından öptü. Bu sefer dilini de kullandı, hatta sadece dilini kullandı.

Sezai kızın yüzüne çok feci bir tokat attı. “Beni dinle aptal! Benim sözlerim önemlidir! Ben çok büyük bir yazarım veya olacağım.” diye bağırdı Sezai. Kız ağlamaya başladı. Hüngür hüngür göz yaşları ve salya fışkırtıyordu. Numara yaptığı çok belliydi ama. Kızın her şeyi roldü. Makyajı sahteydi, gülüşleri havalı olmak içindi, beğendiği espriye gülmemek için kendini zorlar ve yalnız zekice esprilere gülerdi mesela. Böyle piç ve orospu bir kızdı bu. Orospuları severim ama burada küfür olsun diye kullandım, iltifat değil(orospu diyerek iltifat eden insan). Boş versene be diye bağırdı Sezai ve kayboldu.

Kız onu çok kızdırmıştı. Her şeyden çok kendini düşünüyor ve başka herkesi yok sayıyordu kız. Orada azdığı için Sezai’yi öpmüştü. Havalı olduğu için Sezai ile çıkmamıştı çünkü dalga geçerlerdi, sübyancı derlerdi. Bu arada 14 yaşındaki Sezai’nin 25 yaşındaki Masal’a soktuğunu not düşmek isterim. Sikemedi ama soktu sonuçta çocuk; o da bir şey. Sezai’nin sözünü kesmişti en önemlisi. Bir cümleyi bile dinlememişti. Bu saygısızlığı Sezai’nin midesini bulandırıyor, onu hasta ediyordu.

Kızı evine kadar takip etti. Bu arada gerçekte hiç bir kız, gece vakti Sezai’nin üstüne atlayıp taciz edebileceği tenha yerlerde yalnız başına bulunmaz. Bu romanı asıl fantastik yapan, gerçek dışı yapan da tam olarak bunlar. Masal fantastik mesela. Gerçek Masal o kadar iyi birisi değil. Yok öyle kadınlar. Yok öyle geceleri yalnız başına dolanan kızlar. Kızlar hiç yalnız olmazlar, telefon etmeden çıkma teklif edemezsin. Telefon numaralarını istersin, vermezler çünkü arayıp sevdiğini haykırarak onları rahatsız edersin. Adreslerini gizlerler çünkü öğrenirsen her özlediğinde ziline basarsın. Durduk yere her boka yalan söylerler. Amına koyduğumun kızları! Gelecek kitapta size sokacağım, görürsünüz.

Havaya girdiysek yine kızlara eziyet ediyoruz. Masal olayı aşırı kaçtı tamam ama GANTZ gerçeğe yakın olmak zorunda. İnsanlar acımasız ve bencildir, bu kadar!!

Sezai açık olan camdan Esra’nın odasına girdi. Yaz günü cam açık bırakılır. Tatlı canlı kızlarımız böcek kovucu sıkarlar kendilerine. Kızlarımızın tatlı canlı olması bir yana ben sinek girmesin diye cam açmam ve kendi kokumda boğulurum. Bunalmış insanlar daha iğrenç kokarlar. Genç olduğumdan terim genelde güzel kokar ama.

—Odamda ne arıyorsun? Ne yaptığını sanıyorsun?
—Sus.
—Buraya nasıl tırmandın? Hayaletsin değil mi sen? Öylesin evet.
Sezai kızın ağzını kapatır. Kızın cep telefonunu alır ve camdan fırlatır. Cep telefonu gökyüzünde kaybolur. Yere çarpma sesi gelmez.
—Bak, üzerimdeki kıyafet sayesinde çok güçlüyüm. Seni kolayca öldürebilirim. Sesini çıkarırsan aileni de öldürmek zorunda kalırım. Şimdi sus ve her dediğimi beni bekletmeden yap.

Kız durumun ciddiyetini telefonun uçuşundan kavramıştır. Çok güzel, harika bir kızdır Esra. Sezai kıza soyun der ve kıyafetinin bir kısmını çıkarıp sikmeye başlar. Esra bakire değildir. Önceleri göt verirken bakiredir ama herkes göt verdiğini öğrenince artık kasmadan sikişmeye başlar. Sikişirler. “Neden intihar ettim biliyor musun? Seninle sevişememenin verdiği acıya dayanamadım.” der Sezai ve kızı boynunu kırarak öldürür.

Bana bir hayat borcun vardı. Sana âşıktım ama sen aşkıma layık değildin. Sana hala âşığım ve sana olan aşkımdan ancak seni bir daha görmez, duymazsam kurtulabilirim. Seni unutmalıyım Esra. Şimdi tarihle beraber çürüyorsun. Seni hatırlamayacağım; ilkokul arkadaşlarımı hatırlamadığım gibi ve sen sikiştikçe acı çekmeyeceğim. Sana aşığım; lânet olsun.

Tüm bunları Sezai’ye yaptırın artık insanların içi bok dolu çuvallar olduğunu anlamış olmasıydı. Hiç birisi iyi davranmasını, sevgisini, temiz ve açık yürekliliğini hak etmiyordu. Artık insanlara hak ettikleri gibi davranacaktı. Bencil olan herkes ölecekti ve herkes bencildi.

0 yorum:

Yorum Gönder